SON SAYI : Amme İdaresi Dergisi

SAYI : 3

TARİH : 2026-09-29

İSTATİSTİKLER

SON SAYI : Amme İdaresi Dergisi

SAYI : 3

TARİH : 2026-09-29

Habis/çetrefilli sorun (wicked problem) kavramı, tanımlanması ve çözümlenmesi güç, çok aktörlü, yüksek düzeyde belirsizlik ve değer çatışması içeren karmaşık politika sorunlarının incelenmesinde kullanılan önemli bir çerçevedir. Kavram uluslararası alan yazınında uzun süredir tartışılmasına karşın, Türkçe kamu yönetimi alan yazınındaki kullanım biçimlerini, yöntemsel özelliklerini ve tematik dağılımını bütüncül biçimde inceleyen sistematik çalışmalar bulunmamaktadır. Bu çalışma, habis/çetrefilli sorun kavramının Türkçe kamu yönetimi alan yazınındaki gelişimini ve kullanım özelliklerini sistematik alan yazın taraması yöntemiyle ortaya koymayı amaçlamaktadır. Bu kapsamda Google Akademik ile Yükseköğretim Kurulu Ulusal Tez Merkezi üzerinden belirlenen dâhil etme ve dışlama ölçütleri doğrultusunda erişilen 29 bilimsel eser; yayın türü, yılı, araştırma yöntemi ve deseni, tartışma bağlamı, aktörler, politika araçları ve önerilen çözüm stratejileri açısından incelenmiştir. Tarih sınırlaması uygulanmamasına rağmen analize dâhil edilen çalışmaların tamamının 2020–2025 döneminde yayımlandığı ve 2020 öncesine ait Türkçe bir çalışmaya ulaşılamadığı görülmüştür. Ayrıca incelenen 29 çalışmanın 16’sı (%55) kavramsal analiz olarak kodlanmıştır. Bulgular, Türkçe alan yazınının ağırlıklı olarak kavramsal ve nitel araştırmalara dayandığını, habis/çetrefilli sorun yaklaşımının özellikle kamu yönetimi ve yönetişim tartışmaları, COVID-19, afet yönetimi, göç ve çeşitli kentsel politika sorunları çerçevesinde ele alındığını göstermektedir. Çalışmalarda iş birliği, eşgüdüm, yönetsel kapasite, uyarlanabilirlik ve çok aktörlü yönetişim öne çıkan ortak temalar olarak belirlenmiştir. Buna karşılık, ampirik araştırmaların ve karşılaştırmalı çalışmaların sınırlı olması ile yayınların belirli yıllar ve yayın kaynakları etrafında yoğunlaşması, alan yazınının yöntemsel ve tematik gelişimi açısından önemli araştırma boşluklarına işaret etmektedir. Çalışma, Türkçe kamu yönetimi alan yazınında habis/çetrefilli sorun araştırmalarının mevcut durumunu sistematik biçimde ortaya koyarak gelecekteki araştırmalar için yöntemsel ve tematik bir değerlendirme çerçevesi sunmaktadır.

MAKALELER

Kamu Yönetimi Alan Yazınında Habis/Çetrefilli Sorun Kavramının Kullanımının Analizi

Habis/çetrefilli sorun (wicked problem) kavramı, tanımlanması ve çözümlenmesi güç, çok aktörlü, yüksek düzeyde belirsizlik ve değer çatışması içeren karmaşık politika sorunlarının incelenmesinde kullanılan önemli bir çerçevedir. Kavram uluslararası alan yazınında uzun süredir tartışılmasına karşın, Türkçe kamu yönetimi alan yazınındaki kullanım biçimlerini, yöntemsel özelliklerini ve tematik dağılımını bütüncül biçimde inceleyen sistematik çalışmalar bulunmamaktadır. Bu çalışma, habis/çetrefilli sorun kavramının Türkçe kamu yönetimi alan yazınındaki gelişimini ve kullanım özelliklerini sistematik alan yazın taraması yöntemiyle ortaya koymayı amaçlamaktadır. Bu kapsamda Google Akademik ile Yükseköğretim Kurulu Ulusal Tez Merkezi üzerinden belirlenen dâhil etme ve dışlama ölçütleri doğrultusunda erişilen 29 bilimsel eser; yayın türü, yılı, araştırma yöntemi ve deseni, tartışma bağlamı, aktörler, politika araçları ve önerilen çözüm stratejileri açısından incelenmiştir. Tarih sınırlaması uygulanmamasına rağmen analize dâhil edilen çalışmaların tamamının 2020–2025 döneminde yayımlandığı ve 2020 öncesine ait Türkçe bir çalışmaya ulaşılamadığı görülmüştür. Ayrıca incelenen 29 çalışmanın 16’sı (%55) kavramsal analiz olarak kodlanmıştır. Bulgular, Türkçe alan yazınının ağırlıklı olarak kavramsal ve nitel araştırmalara dayandığını, habis/çetrefilli sorun yaklaşımının özellikle kamu yönetimi ve yönetişim tartışmaları, COVID-19, afet yönetimi, göç ve çeşitli kentsel politika sorunları çerçevesinde ele alındığını göstermektedir. Çalışmalarda iş birliği, eşgüdüm, yönetsel kapasite, uyarlanabilirlik ve çok aktörlü yönetişim öne çıkan ortak temalar olarak belirlenmiştir. Buna karşılık, ampirik araştırmaların ve karşılaştırmalı çalışmaların sınırlı olması ile yayınların belirli yıllar ve yayın kaynakları etrafında yoğunlaşması, alan yazınının yöntemsel ve tematik gelişimi açısından önemli araştırma boşluklarına işaret etmektedir. Çalışma, Türkçe kamu yönetimi alan yazınında habis/çetrefilli sorun araştırmalarının mevcut durumunu sistematik biçimde ortaya koyarak gelecekteki araştırmalar için yöntemsel ve tematik bir değerlendirme çerçevesi sunmaktadır.

  • Yazarlar : Mete YILDIZ - Hasret DUMAN

    Sayfa No : 371-398

    Anahtar Kelimeler : H a b i s S o r u n l a r , Ç e t r e f i l l i S o r u n l a r , K a m u Y ö n e t i m i , K a m u P o l i t i k a s ı , A l a n Y a z ı n ı T a r a m a s ı

GÖRÜNTÜLE

Türk Kamu Yönetiminde Adalet ve Liyakat Temelli Mülakat Sorunsalı: Uzman-Yönetici Perspektifinden Yönetsel Bir İnceleme

Türk kamu personel yönetiminde ilk defa işe alımlarda uygulanan mülakatların adalet ve liyakat ilkeleriyle uyumu yoğun bir tartışma konusudur. Bu durum, kamu kurum ve kuruluşlarının gerçekleştirdiği işe alım mülakatlarının varlığının sorgulanmasına ve mülakatlar yapılacaksa nasıl yapılması gerektiğinin incelenmesi ihtiyacına yol açmıştır. Çalışma kapsamında, kamu personel yönetimi konusunda uzmanlık bilgisine ve kamu kurum ve kuruluşlarının personel birimlerinde en az daire başkanlığı düzeyinde yönetici tecrübesine sahip 15 kişiyle yarı yapılandırılmış mülakatlar yapılmıştır. Katılımcıların, ilk defa işe alımlardaki mülakat uygulamasına bakışları, fenomenolojik araştırma yöntemi kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırmanın bulguları, kamu kurum ve kuruluşlarının personel istihdamı için kullandıkları işe alım mülakatlarından vazgeçmenin, en azından bazı görevler için, zor olduğunu göstermektedir. Çalışma; kamu kurum ve kuruluşlarında gerçekleştirilen işe alım mülakatlarının, adalet ve liyakat ilkeleri temelinde kurumsallaşabilmesi için somut öneriler sunmaktadır.

  • Yazarlar : Hakan DULKADİROĞLU

    Sayfa No : 399-434

    Anahtar Kelimeler : K a m u , i ş e a l ı m , a d a l e t , l i y a k a t , m ü l a k a t

GÖRÜNTÜLE

Türk Kamu Personel Rejiminde Rotasyon Uygulaması: Sosyal Güvenlik Kurumu Deneyimi

Çalışmada, Türk kamu personel rejiminin resmi terminolojisinde ‘yer değiştirme suretiyle atanma’ olarak bilinen ‘rotasyon’ uygulaması incelenmiştir. Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK/Kurum) deneyimi özelinde irdelenen rotasyon uygulaması bütüncül bir yaklaşımla analize tabi tutulmuştur. Türk kamu personel rejimine içkin uygulama; kamu hizmetinin özelliği, ülkenin ekonomik ve sosyal yapısı doğrultusunda rotasyona tabi kamu personelinin belirli idari gruplara ayrıştırılmış bölgelerde belirli sürelerle zorunlu olarak görevlendirilmesine ilişkindir. Bu bağlamda rotasyon olarak bilinen zorunlu yer değiştirme suretiyle atanma, özü itibarıyla, kamu hizmetinin adil ve dengeli bir sistem içinde sunumuna ilişkindir. Türk kamu personel rejiminde yer değiştirme suretiyle atanma, yarım asrı aşkın bir uygulama olmasına rağmen SGK özelinde nispeten daha yakın tarihlidir. SGK deneyimi özelinde uygulamanın değerlendirildiği çalışmayla; uygulamanın kamu personel rejimi içindeki yeri ve öneminin yanı sıra SGK uygulamasının işlevselliği de irdelenmiştir. Çalışmada, SGK deneyiminin tarihçesi, geçirdiği evrimler, işlevselliği ile olumlu ve olumsuz sonuçları bir bütün olarak analize tabi tutularak, varsa tespiti yapılan sorunlarının çözümüne yönelik yaklaşımların belirginleştirilmesi gayreti güdülmüştür. Kurum uygulaması özelinde Türk kamu personel rejimine içkin uygulamanın geliştirilmesi ve iyileştirilmesine yönelik yaklaşımların belirginleştirilmesine yönelik gayret ise çalışmanın diğer bir amacıdır. SGK deneyimi özelinde Türk kamu personel rejimine içkin yer değiştirme suretiyle atanma hakkındaki bu çalışma, konuya ilişkin literatür boşluğunu göreli doldurma yönüyle de ayrıca önem taşımaktadır.

  • Yazarlar : İbrahim DEMİRBİLEK - Feyzullah AKTAŞ

    Sayfa No : 435-470

    Anahtar Kelimeler : K a m u p e r s o n e l r e j i m i , K a m u p e r s o n e l i , A t a n m a , Z o r u n l u y e r d e ğ i ş i k l i ğ i , R o t a s y o n

GÖRÜNTÜLE

Antikiteden Moderniteye Nietzsche’de Devletin Ahlaki-Politik Ontolojisi

Nietzsche’nin bir siyaset filozofu olarak nitelendirilip nitelendirilemeyeceği ve buna bağlı olarak sistematik bir devlet kuramına sahip olup olmadığı sorunsalı, uluslararası literatürde yoğun tartışmalara konu olmaktadır. Ne var ki Türkçe literatürde bu tartışma görece ihmal edilmiş; filozofun siyaset felsefesine dair sunduğu perspektifler yeterince irdelenmemiştir. Oysa Nietzsche’nin külliyatı incelendiğinde, çok katmanlı ve derinlikli bir siyaset ve devlet tasavvurunun mevcudiyeti açıkça görülmektedir. Nietzsche’nin devletin ontolojisine dair öne sürdüğü argümanlar, onu sözleşmeci gelenekten ayırır. Zira Nietzsche nezdinde devlet, öncelikle uzlaşıya dayalı bir dinamikle değil, çatışma, tahakküm ve itaat dinamikleri üzerinden tezahür eder. Devlet, kurumsallaşma sürecini de; şiddet ve rıza aygıtları dolayımıyla, aklın ve ahlakın ehlileştirilmesi suretiyle gerçekleştirir. Ona göre insan, ontolojik önceliği itibarıyla ‘politik bir hayvan’ (zoon politikon) değil, ‘ahlaki bir hayvan’dır (zoon ethikon). Binyıllara yayılan eğitim süreçleri, teolojik öğretiler, geleneksel kurumsal ilişkiler ve disiplinci şiddet pratikleri ile belirli bir kültür ve fail tipolojisi inşa edilmiştir. Toplumsalın politik düzlemi de bu tarihsel sürecin süzgecinden geçerek şekillenmiştir.

  • Yazarlar : Cihan PALANCI

    Sayfa No : 471-494

    Anahtar Kelimeler : N i e t z s c h e , d e v l e t , s i y a s e t , a h l a k ı n p o l i t i k l e ş t i r i l m e s i

GÖRÜNTÜLE

The Effects of the Translation Chamber on the Ottoman Bureaucracy

This study discusses the establishment of the Translation Chamber (Tercüme Odası) as a projection of Ottoman modernization and the effects of the bureaucrats trained in this Office on the administrative ranks in the late Ottoman period. Considering the rise of the Ottoman bureaucratic class during the Tanzimat Period, this subject is both highly intriguing and one that has not been sufficiently emphasized. Although there are studies in the literature concerning the Translation Chamber, there is no study examining how the Office influenced the rising Ottoman bureaucracy. For this reason, the study addresses how these bureaucrats advanced by benefiting from the skills they acquired in the Translation Chamber and how they came to dominate many bureaucratic positions. Another focus of the study is to reveal the function performed by the Translation Chamber in meeting the need for bureaucratic cadres under capitalist conditions that developed in connection with the transformation of production relations. In the study, firstly, how translation activities were carried out in the Ottoman Empire before the establishment of the Translation Chamber is discussed in line with the existing literature. In the second subsection, the establishment and developmental stages of the Translation Chamber, which was founded after the Greek Revolt/War of Independence, are explained. In the third subsection, the function performed by the Translation Chamber in Ottoman bureaucratic modernization is clarified. In the final part of the study, the bureaucratic positions to which the officials of the Translation Chamber—who began to make their influence felt within the Ottoman imperial bureaucracy from the second half of the 1830s onward—were appointed, and the impact they had on Ottoman bureaucracy and modernization, are evaluated in light of documents found in the Prime Ministry Ottoman Archives and translated from Ottoman Turkish.

  • Yazarlar : Tünay ARAS - Fatma Gül GEDİKKAYA

    Sayfa No : 495-524

    Anahtar Kelimeler : T r a n s l a t i o n i n t h e O t t o m a n E m p i r e , T r a n s l a t i o n C h a m b e r , O t t o m a n B u r e a u c r a c y , M o d e r n i z a t i o n

GÖRÜNTÜLE

Köklü Bir Kurumsal Gelenek ile Köhneleşmiş Bir Anayasal Usul Arasında Amerikan Başkanlık Seçim Sistemi ‘Electoral College’: Tarihsel Süreçteki Başkanlık Seçimleri Işığında Anayasal Bir İnceleme

Başkanlık hükümet sisteminin ve yasama ile yürütme organları arasındaki sert ayrılığın prototipi olarak karşımıza çıkan Amerikan anayasal düzeninde yasama ve yürütme organları arasında tasarlanan kurumsal ve şahsi ayrılığın yansımalarından birisi de başkanın seçim usulüdür. Amerikan siyasi düzeninde yürütme yetkisini elinde bulunduran Başkan, yasama organı Kongre’nin müdahil olmadığı bir usulle seçilmektedir. Bu şekilde Amerikan başkanı, demokratik meşruiyetini ve salahiyetini halktan almaktadır. Bununla birlikte başkan doğrudan halk tarafından da seçilmemektedir. 1787 Amerikan Anayasası’nı kaleme alan Kurucular’ın (the Framers) tasarladığı seçim sistemi uyarınca başkan ve yardımcısı eyaletler bazında seçilen delegelerin oyları sonucunda belirlenmektedir. (İkinci) Seçmenler Kurulu / Electoral College adı verilen bu seçim sisteminin günümüz uygulamasında halk ikinci seçmenleri/delegeleri, ikinci seçmenler/delegeler ise başkanı seçmektedir. Söz konusu sistem başkanın belirlenmesinde hem eyaletlerin rolünü artırmak hem de başkan adayları ile halk nezdinde oluşabilecek olası partizan ayrışmayı törpülemek amacıyla tasarlanmıştır. Bu yönüyle başkanlık seçim sistemi Amerikan anayasal düzeninin karakteristiği olan siyasi çoğunluğun ve politik organların sınırlandırılması ilkesini yansıtmaktadır. Bununla birlikte söz konusu sistemin modern siyasi düzenler açısından demode kaldığı ve demokratik devlet ilkesi açısından da sorunlu olduğu yönündeki eleştiriler de yoğun bir şekilde yapılmaktadır. Nitekim benimsenen seçim sisteminin bir sonucu olarak, ülke genelinde en çok oyu aday başkan olarak seçilmeyebilmektedir.

  • Yazarlar : Türker ERTAŞ

    Sayfa No : 525-560

    Anahtar Kelimeler : 1 7 8 7 A m e r i k a n A n a y a s a s ı , A m e r i k a n B a ş k a n ı , K u v v e t l e r A y r ı l ı ğ ı , S e ç m e n l e r / D e l e g e l e r K u r u l u , S a d a k a t s i z D e l e g e

GÖRÜNTÜLE

Dijital Dönüşüm ve İş Zekâsı İlişkisinde Öğrenen Örgütün Aracılık Rolü

Dijital dönüşüm, kamu kurumlarında veri temelli yönetişimin güçlendirilmesi, süreçlerin etkinleştirilmesi ve karar alma mekanizmalarının yeniden yapılandırılması açısından stratejik bir dönüşüm alanı olarak görülmektedir. Dijital dönüşümün kurumsal değere katkısında iş zekâsı sistemleri önemli bir rol üstlenmekte; bu etkinin örgütsel öğrenme kapasitesi gibi mekanizmalar aracılığıyla ortaya çıkabileceği kabul edilmektedir. Bu araştırmanın amacı, dijital dönüşümün iş zekâsı üzerindeki etkisinde öğrenen örgütün aracılık rolünü incelemektir. Araştırma, PTT A.Ş.’de görev yapan 255 çalışan örnekleminde nicel yöntem kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Veriler çevrimiçi anket yoluyla toplanmış; ölçüm modelinin geçerlilik ve güvenirliği doğrulayıcı faktör analizi ile test edilmiş, değişkenler arasındaki ilişkiler yapısal eşitlik modellemesiyle analiz edilmiştir. Bulgular, dijital dönüşümün iş zekâsını ve öğrenen örgüt yapısını pozitif yönde etkilediğini, öğrenen örgütün de iş zekâsı üzerinde anlamlı etkiye sahip olduğunu göstermektedir. Ayrıca öğrenen örgütün, dijital dönüşüm ile iş zekâsı arasındaki ilişkide anlamlı bir aracılık rolü üstlendiği belirlenmiştir. Sonuçlar, dijital dönüşüm yatırımlarının öğrenme kültürü ve bilgi paylaşımı mekanizmalarıyla desteklenmesinin kurumsal değerin artırılmasına katkı sağlayabileceğini göstermektedir. Çalışma, dijital dönüşüm–iş zekâsı ilişkisini öğrenen örgüt perspektifiyle kamu sektörü bağlamında ampirik olarak inceleyerek ilgili literatüre katkı sunmakta ve kamu kurumlarında dijital dönüşüm yatırımlarının öğrenme kültürü ile bilgi paylaşımı mekanizmalarıyla birlikte ele alınmasının önemine işaret etmektedir.

  • Yazarlar : Nazik ERDAL AKYÜZ

    Sayfa No : 561-592

    Anahtar Kelimeler : D i j i t a l d ö n ü ş ü m , İ ş z e k â s ı , Ö ğ r e n e n ö r g ü t , K a m u s e k t ö r ü , Y a p ı s a l e ş i t l i k m o d e l l e m e s i

GÖRÜNTÜLE

The Impact of Executive Decrees on Public Administration: A Critical Analysis of the Presidential Government System in Türkiye

This study aims to analyze the transformative impact of Presidential Decrees (PDs) on Turkish public administration within the framework of the Presidential Government System (PGS) that came into effect with the 2017 constitutional amendments, considering normative hierarchy, organizational structure, and personnel regime. To this end, based on Hans Kelsen’s ‘Hierarchy of Norms’ theory, the 1982 Constitution, Decree Law No. 703, and key PDs were subjected to content analysis, a qualitative research method. The analysis shows that PDs have acquired a primary legal character with the expanding ‘reserved area’ of the executive branch, but conversely, the promise of ‘speed and flexibility’ in digital age governance has transformed into a ‘speed paradox’ and administrative instability in practice. Furthermore, the closure of the State Personnel Presidency (DPB) and the Turkish and Middle East Public Administration Institute (TODAİE) has concretized the loss of expertise and memory explained by Pollitt’s concept of ‘institutional amnesia’ and Peters’ concept of ‘institutional erosion.’ The fact that the term limits of senior executives and governors are directly linked to the President has made the merit-loyalty balance debatable in terms of the principles of legality and impartiality of administration. In conclusion, this study evaluates the status of PDs within a ‘mixed view’ framework and recommends the establishment of an independent ‘Merit Protection Board’ similar to the MSPB example in the USA, the alignment of senior executive service with the principle of legality, and the strengthening of legislative oversight, in order to ensure rationality, bureaucratic impartiality, and institutional memory, for the sustainability of public administration.

  • Yazarlar : Aysun ÖCAL

    Sayfa No : 593-618

    Anahtar Kelimeler : P r e s i d e n t i a l G o v e r n m e n t S y s t e m , P r e s i d e n t i a l D e c r e e s , H i e r a r c h y o f N o r m s , I n s t i t u t i o n a l M e m o r y , M e r i t P r o t e c t i o n B o a r d

GÖRÜNTÜLE

Kamu Zararının Sebepsiz Zenginleşen İlgiliden Tahsili

Makale, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun 71’inci maddesi ile bu maddeye dayanılarak çıkarılan Kamu Zararlarının Tahsiline İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik kapsamındaki kamu zararının sebepsiz zenginleşen ilgiliden tahsiline ilişkin hukuki sorunları Danıştay, Yargıtay ve Uyuşmazlık Mahkemesi kararları ekseninde incelemeyi amaçlamaktadır. Bu açıdan inceleme konusu, kamu (mali) yönetimi, idare hukuku ve borçlar hukukunun kesişiminde, disiplinlerarası bir boşluğu doldurmayı amaçlamaktadır. Zira kamu zararı kavramı alanyazında daha çok kamu zararına neden olan kamu görevlisinin (sorumlu) tazmin yükü bağlamında değerlendirilmiş olup ilgilinin sebepsiz zenginleşme temelli iade borcu üzerine bir çalışma bulunmamaktadır.

  • Yazarlar : Çınar Can EVREN-Leylâ Müjde KURT

    Sayfa No : 619-646

    Anahtar Kelimeler : K a m u Z a r a r ı , İ l g i l i , S e b e p s i z Z e n g i n l e ş m e , Y e r s i z Ö d e m e , F a z l a Ö d e m e

GÖRÜNTÜLE

Gazze Soykırımına Yönelik Feminist Epistemolojinin Dekolonyal Okuması: Beyaz Feminizm, Akademik Yayıncılık ve Epistemik Şiddet

Bu çalışma, Gazze Soykırımı’nı analitik bir referans noktası niteliğinde ele alarak, feminist episteme içerisinde nasıl konumlandırıldığını ve bu bağlamda ortaya çıkan epistemik sessizliğin hangi kurumsal ve epistemik mekanizmalar aracılığıyla üretildiğini dekolonyal bir perspektiften incelemektedir. Feminist yaklaşımın soykırımı cinsiyetlendirilmiş bir iktidar pratiği ve kadınlara yönelik şiddetin en ağır biçimlerinden biri olarak değerlendirmesine rağmen, 7 Ekim 2023 sonrasında Gazze’de devam eden soykırımın feminist akademik literatürde yeterince yer bulamaması çalışmanın temel hareket noktasını oluşturmaktadır. Araştırma kapsamında, uluslararası akademik yayıncılık alanında epistemik merkez işlevi gören Taylor & Francis ve Wiley yayınevlerine ait kadın çalışmaları dergilerinde 2024–2025 yılları arasında yayımlanan toplam 4.785 makale kavramsal ve bağlamsal içerik analizi yöntemleriyle incelenmiştir. Analiz sonucunda, söz konusu makalelerin yalnızca 34’ünde Gazze Soykırımı’nın doğrudan veya dolaylı biçimde ele alındığı ve görünürlük oranının %0,71 düzeyinde kaldığı tespit edilmiştir. Bulgular, Gazze Soykırımı’nın feminist literatürde marjinal ve istisnai bir konuma yerleştirildiğini, sistematik bir araştırma alanına dönüşemediğini ve konuya ilişkin çalışmaların büyük ölçüde belirli dergiler, özel sayılar veya editoryal girişimler etrafında yoğunlaştığını göstermektedir. Çalışma, ortaya çıkan bu durumun pasif veya tesadüfi bir sessizlikten ziyade, belirli coğrafyalardaki şiddet deneyimlerini akademik bilgi üretim süreçlerinde görünmez kılan yapısal bir epistemik sessizliğe işaret ettiğini ileri sürmektedir. Bu yönüyle Gazze Soykırımı örneği, feminist bilgi üretim süreçlerinde hangi şiddet biçimlerinin görünür kılındığını, hangilerinin ise epistemik alanın dışında bırakıldığını göstermesi bakımından kritik bir örnek sunmaktadır. Sonuç olarak çalışma, ana akım feminist epistemolojinin seçici bilgi üretim biçimlerini görünür kılarak, epistemik sessizlik ve epistemik şiddet tartışmalarına dekolonyal bir perspektiften katkı sunmakta; bilginin üretim ve dolaşım koşullarının kolonyalizm bağlamında yeniden düşünülmesi gerektiğine işaret etmektedir.

  • Yazarlar : Şenay ERAY SARITAŞ

    Sayfa No : 647-672

    Anahtar Kelimeler : G a z z e S o y k ı r ı m ı , d e k o l o n y a l y a k l a ş ı m , f e m i n i s t e p i s t e m o l o j i , e p i s t e m i k ş i d d e t , a k a d e m i k y a y ı n c ı l ı k

GÖRÜNTÜLE