SON SAYI : Amme İdaresi Dergisi

SAYI : 1

TARİH : 2025-03-27

İSTATİSTİKLER

SON SAYI : Amme İdaresi Dergisi

SAYI : 1

TARİH : 2025-03-27

Amme İdaresi Dergisi, genel kamu yönetimi, siyaset bilimi, siyaset felsefesi, devlet teorisi, bürokrasi, kamu hukuku, anayasa hukuku ve idare hukuku alanlarından özgün makaleleri kabul etmektedir. Devam eden ya da savunulmuş yüksek lisans ve doktora tezlerinden üretilmiş makaleler ve herhangi bir kongrede sunulmuş (özeti yayımlanmış ya da yayımlanmamış) bildirilerin genişletilmesiyle hazırlanan makaleler kabul edilmemekte ve değerlendirmeye alınmamaktadır. Derginin biçimsel yazım kurallarına uymayan makaleler editöryal incelemeye alınmadan geri çevrilir. 

MAKALELER

Kant ve Devrim Eleştirisi

Kant’ın devrim ve direniş hakkına koyduğu katı ve koşulsuz yasak, günümüze dek gelen yoğun bir akademik ilginin konusu olmuştur. Kendi döneminde takipçilerinin ve özellikle 20. yüzyılda yorumcularının Kant’ın koyduğu mutlak devrim yasağı ve mutlak itaat şartı üzerine bu denli yoğun bir şekilde düşünmelerinin esas sebebi, Kant’ın bir yandan da Fransız Devrimi ile ideallerine olan bağlılığı ve bazı yazılarında devrimlerin dönüştürücü etkilerinden olumlu bir şekilde bahsetmesidir. Bu neredeyse taban tabana zıt iki ayrı düşüncenin aynı düşünür tarafından dile getirilmesi, burada çözülmesi gereken bir muamma olduğu fikrini kuvvetlendirmiş ve hayli zengin ve bir o kadar da zor bir literatürle bizi karşı karşıya bırakmıştır. Yine aynı ilgiyle, fakat bu defa bu zengin literatürün ilgisini de anlamak ve gözetmek zorunluluğuyla bu makale, Kant’ta ilk bakışta göze çarpan bu ikircikli tutumu tartışmaya açmayı hedeflemektedir. Önce literatürde dile getirilen yorumları sınıflandırarak ele alacak, sonra ise Kant’ın tek bir devrim yorumundan ziyade tarih, hukuk ve estetik açılardan üç farklı devrim yorumu bulunduğunu ileri sürerek bu yorumları ayrı ayrı değerlendireceğiz. Buradaki zorluğun bu yorumların birbirine indirgenememesinden ve birbirini iptal etmemesinden kaynaklandığını iddia eden bu çalışmada, Kant’ın devrim bahsinde bir çelişki ya da tutarsızlık olmadığını savunuyor, Kant’ın çok boyutlu bu devrim anlatısını anlamanın önemini vurgulamaya çalışıyoruz.

  • Yazarlar : Selbin YILMAZ, Özkan AGTAŞ

    Sayfa No : 31-62

    Anahtar Kelimeler : I m m a n u e l K a n t , F r a n s ı z D e v r i m i , D e v r i m y a s a ğ ı , M u t l a k i t a a t , D i r e n m e h a k k ı n ı n r e d d i

GÖRÜNTÜLE

Adil Temsil, Yönetilebilirlik ve Politik Meşruiyet Açısından 2024 Yerel Seçimleri

Seçim sistemleri, birbiriyle çelişen bazı işlevleri gerçekleştirme odaklı bir anlayışla kurgulanır. Bu çerçevede onlardan; temsilde adaleti sağlaması, yönetimde istikrara aracılık etmesi ve seçilenin arkasındaki desteğin artmasına zemin hazırlaması beklenir. Literatürde Türkiye’deki yerel seçimleri konu edinen birçok araştırma mevcuttur. Söz konusu araştırmalarda genellikle propaganda sürecindeki politik iletişim stratejilerine ya da seçim sonuçlarının ulusal siyaset açısından içerdiği mesajlara odaklanılmaktadır. Farklı olarak, bu çalışmada yerel seçimler; temsilde adalet, yönetimde istikrar ve nitelikli çoğunluk desteği bağlamında incelenmektedir. Böylelikle 2024 yerel seçimleri kapsamındaki belediye meclisi, il genel meclisi, belediye başkanlığı ve büyükşehir belediye başkanlığı seçimlerine ilişkin nicel veriler üzerinden Türkiye’deki yerel yönetimlerin adil temsil, yönetilebilirlik ve politik meşruiyet boyutları tartışılmaktadır. Özetle, araştırma sonucunda seçim barajı ve kontenjan aday uygulamalarının; karar organlarında adil temsili, başkanlık ve meclis seçimlerini farklı siyasi partilerin kazandığı belediyelerde ise yönetilebilirliği olumsuz yönde etkilediğine ulaşılmaktadır. Öte yandan seçim ittifaklarında yaşanan çözülmenin, belediye başkanlıklarındaki politik meşruiyet düzeyinin düşüş eğilimi göstermesine yol açtığı dikkat çekmektedir.

  • Yazarlar : Çağrı ÇOLAK, Abdulgazi YIKICI

    Sayfa No : 63-96

    Anahtar Kelimeler : A d i l t e m s i l , y ö n e t i l e b i l i r l i k , p o l i t i k m e ş r u i y e t , 2 0 2 4 y e r e l s e ç i m l e r i , T ü r k i y e

GÖRÜNTÜLE

19. Yüzyıl Osmanlı Yönetim Düşüncesinde Avrupa’nın İzini Sürmek: Yönetim Metinleri Üzerine Bir İnceleme

Türkiye’de modern yönetim yazınının temeli, 18. yüzyılın sonu ve 19. yüzyıl Osmanlısında, Batılı ülkeler ve kaynaklardan öğrenilerek atılmıştır. Bu durum, çoğu zaman yönetim düşünü ve alanının Türkiye’deki serüveninin aktarımcı, köksüz, kaynağın ürettiği tüm bilginin seçilmeden ve süzgeçten geçirilmeden alındığı şeklinde bir izlenim uyandırmıştır. Oysa pek çok siyasi, iktisadi ve yönetsel çalkantının yanı başında diğer alanlarda olduğu gibi yönetsel alanda da modern bir yapı inşa edilme çabası verilmektedir ve bu çaba, ülkenin içerisinde bulunduğu özgün koşullar dikkate alınarak farklı örnekleri incelemeyi de içermektedir. Bu çalışma 18. yüzyıl sonu ile 19. yüzyıl boyunca Osmanlı yönetim yazarları olarak adlandırabileceğimiz sefirler, mütercimler, akademisyen ve bürokratlar tarafından kaleme alınmış bazı yönetim metinlerinin Batılı yönetim alanı ile temasını incelemektedir. İlk bölümde sefaretname ve layihalar, ikinci bölümde çeviriler, son bölümde de telif eserler içerisinde görüş alanına çekilen konular ve ülkeler ele alınmaktadır. Önceleri sefaretname ve çevirilerle elde edilen aktarımsal bilgi, yüzyılın sonlarına doğru kurumsallaşmayla birlikte özümsenerek sentezlenmiştir. Batılı yönetim kaynakları ve Batılı yönetim bilimi, dönem Osmanlısının özgün koşulları ve sorunları çerçevesinde yönetim metinlerini şekillendirmiş; safi bir aktarım yapma tercihinden öte, bu koşul ve sorunların çözümleri, Osmanlı yönetim yazarları tarafından araştırılmıştır.

  • Yazarlar : Meryem ÇAKIR KANTARCIOĞLU

    Sayfa No : 1-30

    Anahtar Kelimeler : Y ö n e t i m , Ç e v i r i , A k t a r ı m , Ö z ü m s e m e , U s u l - i İ d a r e

GÖRÜNTÜLE

Yapay Zekâ ve Kültürel Üretimin Politik Çerçevelenmesi: Uluslararası Kamu Politikalarından Örneklerin Tartışılması

Yaratıcı ekonomi küresel rekabete tabi yeni bir ekonomik etkinlik alanı olarak tanımlanmaktadır. Bu bağlamda görece yeni bir teknoloji olan yapay zeka (YZ) ile kültürel üretim arasındaki ilişki, Batı literatüründe ve politikalarında az yer verilen bir konudur. Bu çalışmada, YZ ve üretken yapay zeka (ÜYZ) politikalarının bağlamı kültürel ve toplumsal içerimlemeleriyle ilişkili olarak tartışılmaktadır. Platformların yönettiği algoritmaların kültürel özgünlüğü yansız biçimde kapsamadığını öne süren önceki çalışmalardan hareketle, burada YZ kültürel riskler içeren bir alan olarak ele alınmaktadır. Bu çalışma YZ’nın dışlama ve yanlılık endişelerini gelişmiş ülkelerin kamu politika metinleri üzerinden tartışmaya açarak Küresel Güney’in dezavantajlarını ortaya koymayı ve Türkiye’nin kamu politikası geliştirme sürecine kültür alanıyla ilişkili katkı sunmayı amaçlamaktadır. Bu doğrultuda YZ’a en çok yatırım yapan OECD üyesi sekiz ülke ile Avrupa Birliği, Japonya ve Suudi Arabistan’ın YZ ve ÜYZ politika metinleri analiz edilmiştir. Politika çerçevelemesi analiziyle, YZ politika metinlerinde kültür kurumlarının politika yapımındaki rolleri, metinlerde yanlılık ve kültürel çeşitlilik temalarının çerçeveleri ve YZ alanında önerilen politika müdahalelerinin nasıl çerçevelendiği incelenmiştir. Gelişmiş ülke metinlerinde örtük olarak YZ’nın yeni bir sömürgecilik alanı olarak konumlandığı bulgusu ışığında, Türkiye'nin kamu yönetimi geleneği ve teknoloji altyapısı yatırımlarından hareketle kapsayıcı bir YZ politikası üretmesi için kültür politikalarına duyarlı bir bakış açısı önerilmiştir.

  • Yazarlar : Erman M. DEMİR, Serra SEZGİN, Mutlu BİNARK

    Sayfa No : 97-134

    Anahtar Kelimeler : K a m u y ö n e t i m i , y a p a y z e k â , ü r e t k e n y a p a y z e k â , p o l i t i k a ç e r ç e v e l e m e , k ü l t ü r p o l i t i k a l a r ı

GÖRÜNTÜLE

Türkiye'de Kamu Yönetimi Eğitimi Üzerindeki Dışsal Etkilerin İncelenmesi: Yurt Dışında Doktora Derecesi Almak

Türkiye'de kamu yönetimi eğitiminin gelişim sürecinin incelenmesi, ulusal yükseköğretim ve idari reform politikaları çerçevesinde tek bir politika merceğinden yeterince ele alınamaz. Bunun yerine, daha detaylı bir yaklaşımla, dış etkiler aracılığıyla disiplinin kendine özgü yapısal ve bağlamsal evriminin derinlemesine incelenmesi gerekmektedir. Bu çalışma, özgün bir dış etki olarak, öğretim üyelerinin doktora derecelerini yurt dışında almalarına odaklanmaktadır. Çalışmanın amacı, öğretim üyelerinin yurt dışında doktora derecesi almış olmalarının Türkiye'deki kamu yönetimi eğitimi üzerinde etkisini araştırmak ve bu sürecin olanaklarını ve engellerini deneyimlere dayanarak ortaya çıkarmaktır. Yurtdışında doktora derecesini aldıktan sonra Türkiye'ye dönen 24 öğretim üyesiyle yapılan görüşmeler sonucunda elde edilen bulgular, bu tür dış etkilerin diğer ulusal yükseköğretim politikaları kadar etkili olabilme potansiyeline sahip olduğunu göstermektedir. Ancak, bu sürecin bazı içsel engelleri, gerilim noktaları ve kolaylaştırıcı faktörleri de bulunmaktadır.

  • Yazarlar : Nilay YAVUZ, Naci KARKIN, Volkan GÖÇOĞLU

    Sayfa No : 135-162

    Anahtar Kelimeler : K a m u y ö n e t i m i e ğ i t i m i , Y ü k s e k ö ğ r e t i m , L i s a n s ü s t ü ö ğ r e n c i l e r , Ö ğ r e t i m ü y e l e r i , Y u r t d ı ş ı n d a e ğ i t i m

GÖRÜNTÜLE

Dijital Çağda Katılımcı Demokrasi: Kamuoyu İletişim Platformu Olarak CİMER Başvurularının Tematik İçerik Analizi

Kamusal halkla ilişkiler, kurumların kamuya karşı şeffaf ve açık iletişim kurması için temel bir gerekliliktir. Bir kamuoyu iletişim platformu olan CİMER, vatandaşların kamu hizmetleriyle ilgili doğrudan yetkililere ulaşmasını sağlayarak, kamu yönetiminde
şeffaflığı ve hesap verebilirliği artırmaktadır. Dijital çağda önemi daha da artan iletişimle birlikte CİMER, devlet ile vatandaş arasında köprü vazifesi görmekte ve katılımcı demokrasiyi güçlendirmektedir. Yapılan araştırmada, öncelikle 2018 2023
yılları arasında CİMER’ e yapılan başvuruların istatistikleri incelenmiştir. Sonrasında 2023 yılında Türkiye gündemin de öne çıkan konulara ilişkin CİMER’e yoğun olarak yapılan başvurular içerik analizine tabi tutulmuştur. Yapılan çalışma ile vatandaşların
kamu hizmetleriyle ilgili “teşekkür, bilgi edinme, görüş/öneri, talep ve şikayetlerini” ortaya koyarak, kamu kurumlarının vatandaşların ihtiyaçlarını daha iyi anlaması ve onlara daha iyi hizmet sunmaları hedeflenmektedir. Bu doğrultuda tematik içerik analizi sonuçlarında, CİMER’e yapılan başvuruların aslında daha çok talep amaçlı olduğu, çoğu şikâyet başvurusunun içeriğinin de aslında bir talep veya her ikisini de barındırdığı görülmüştür. Ayrıca diğer başvuru türlerinin (görüş/öneri, bilgi edinme ve teşekkür) daha az olması CİMER ’in potansiyelinin, vatandaşlar tarafından henüz tam olarak keşfedilmediğini göstermektedir. Bu bağlamda, CİMER’in çok yönlü kullanım imkanları ve sunduğu farklı hizmetler konusunda toplumun daha geniş kesimlerine ulaşacak farkındalık çalışmaları yapılması , platformun işlevselliğini daha da artıracaktır.

  • Yazarlar : Oğuz GÖKSU, Özkan AVCI

    Sayfa No : 163-196

    Anahtar Kelimeler : K a t ı l ı m c ı D e m o k r a s i , H a l k l a İ l i ş k i l e r , K a m u s a l H a l k l a İ l i ş k i l e r , C İ M E R

GÖRÜNTÜLE

Türkiye’de Meclis Komisyonu Görevlerinin Cinsiyete Göre Dağılımı, 2002-2024

Türkiye, birçok Batı ülkesine kıyasla kadınların oy kullanma ve seçilme hakkını erken bir tarihte kazandığı ilk ülkelerden biridir. Ayrıca 2000’li yıllardan itibaren kadın milletvekillerinin sayısı artmaktadır. Bu makale, kadın milletvekili sayısındaki artışın kadınların siyasette güçlenmesi anlamına gelip gelmediğini araştırmaktadır. Makale, kadınların idari pozisyonda bulunduğu parlamento komisyonlarının güç perspektifinden nitel analizine ek olarak kadınlar tarafından üstlenilen parlamento pozisyonlarının istatistiksel analizine dayanmaktadır.

  • Yazarlar : İsmail ÇAĞLAR

    Sayfa No : 197-213

    Anahtar Kelimeler : K a d ı n M i l l e t v e k i l l e r i , K a r a r A l m a S ü r e c i n d e K a d ı n l a r ı n G ü ç l e n d i r i l m e s i , P a r l a m e n t o K o m i s y o n l a r ı , T ü r k P a r l a m e n t o s u n d a K a d ı n l a r .

GÖRÜNTÜLE