SON SAYI : Amme İdaresi Dergisi

SAYI : 1

TARİH : 2026-03-29

İSTATİSTİKLER

SON SAYI : Amme İdaresi Dergisi

SAYI : 1

TARİH : 2026-03-29

Tarih boyunca devletlerin yaşadığı siyasal kırılmalar, yalnızca ortaya çıktıkları dönemi etkilemekle kalmamış, aynı zamanda sonraki kuşakların siyasal kültüründe de kalıcı izler bırakmıştır. Bu nedenle geçmişteki siyasal süreçler, çağdaş politikaların sürdürülebilirliğini, hukuki düzenlemelerin meşruiyetini ve toplumsal etkilerini değerlendirmek açısından önemli bir referans alanı sunar. Bu tarihsel birikim, otoriter rejimlerden demokratik rejimlere geçiş süreçlerinde devletlerin yaşadıkları tecrübelere ve devlet ile yurttaş arasındaki ilişkilerin güven, hukuk ve karşılıklı sorumluluk temelinde yeniden inşa edilmesi hedefi doğrultusunda oluşturulan geçiş dönemi adaletine dair örneklerin varlığına da tanıklık etmektedir. Geçiş dönemi adaletine ilişkin iyi belgelenmiş modern örneklerin yanı sıra, Atina’da Otuzlar Hükümeti’nin devrilmesinin ardından yürürlüğe konan genel af düzenlemesi, tarihte bilinçli bir geçiş dönemi adaleti politikasının belgelenmiş ilk örneği olarak öne çıkar. Bu ilk örnek makalenin ana temasını oluşturmakla birlikte, öncesinde Atina’da MÖ 411 ve MÖ 404 yıllarında gerçekleşen oligarşi darbelerine dair tarihî veriler ele alınmakta ve bu siyasal kırılmaların MÖ 403’teki genel af sürecinin arka planını nasıl şekillendirdiği ortaya konmaktadır. Genel affa dair hukuki çerçeve antik yazarların tanıklığında belirlendikten sonra ise dönemin yargı pratikleri özellikle hatip Lysias’ın Atina mahkemelerinde sunulmak üzere hazırladığı adli söylevleri üzerinden incelenerek bu hukuki düzenlemenin pratikte nasıl işletildiği, siyasal alana nasıl yansıdığı ve Otuzlar Hükümeti döneminde yaşananların toplumsal ve siyasal kültüre etkileri analiz edilmektedir.

MAKALELER

Atina’da Klasik Dönem Oligarşi Darbeleri, Geçiş Dönemi Adaleti ve Mahkemeler

Tarih boyunca devletlerin yaşadığı siyasal kırılmalar, yalnızca ortaya çıktıkları dönemi etkilemekle kalmamış, aynı zamanda sonraki kuşakların siyasal kültüründe de kalıcı izler bırakmıştır. Bu nedenle geçmişteki siyasal süreçler, çağdaş politikaların sürdürülebilirliğini, hukuki düzenlemelerin meşruiyetini ve toplumsal etkilerini değerlendirmek açısından önemli bir referans alanı sunar. Bu tarihsel birikim, otoriter rejimlerden demokratik rejimlere geçiş süreçlerinde devletlerin yaşadıkları tecrübelere ve devlet ile yurttaş arasındaki ilişkilerin güven, hukuk ve karşılıklı sorumluluk temelinde yeniden inşa edilmesi hedefi doğrultusunda oluşturulan geçiş dönemi adaletine dair örneklerin varlığına da tanıklık etmektedir. Geçiş dönemi adaletine ilişkin iyi belgelenmiş modern örneklerin yanı sıra, Atina’da Otuzlar Hükümeti’nin devrilmesinin ardından yürürlüğe konan genel af düzenlemesi, tarihte bilinçli bir geçiş dönemi adaleti politikasının belgelenmiş ilk örneği olarak öne çıkar. Bu ilk örnek makalenin ana temasını oluşturmakla birlikte, öncesinde Atina’da MÖ 411 ve MÖ 404 yıllarında gerçekleşen oligarşi darbelerine dair tarihî veriler ele alınmakta ve bu siyasal kırılmaların MÖ 403’teki genel af sürecinin arka planını nasıl şekillendirdiği ortaya konmaktadır. Genel affa dair hukuki çerçeve antik yazarların tanıklığında belirlendikten sonra ise dönemin yargı pratikleri özellikle hatip Lysias’ın Atina mahkemelerinde sunulmak üzere hazırladığı adli söylevleri üzerinden incelenerek bu hukuki düzenlemenin pratikte nasıl işletildiği, siyasal alana nasıl yansıdığı ve Otuzlar Hükümeti döneminde yaşananların toplumsal ve siyasal kültüre etkileri analiz edilmektedir.

  • Yazarlar : Sultan Deniz KÜÇÜKER⃰

    Sayfa No : 1-24

    Anahtar Kelimeler : O l i g a r ş i , G e n e l A f , A t i n a M a h k e m e l e r i , K a m u Y ö n e t i m i

GÖRÜNTÜLE

Dijital Bürokrasi Dönüşümünde Açık Devlet Verisi ve Vatandaş Katılımı: Amaçlar, Roller, Belirleyiciler ve Sınırlılıklar

Dijital bürokrasi, bürokratik işleyişin yapay zekâ ve büyük veri gibi yeni nesil bilgi iletişim teknolojileriyle dijitalleşmesini ifade etmekte; bu süreç örgütsel yapıları, hizmet sunumunu, idare-vatandaş etkileşimini dönüştürmektedir. Açık devlet verisi (ADV), kamusal verilerin dijital platformlar üzerinden halka açılmasını ve kamu bilgisi üretimine vatandaşların dahil olmasını mümkün kılmakta, bürokrasinin açıklık yönünde dönüşümünde rol oynamaktadır. ADV platformlarına vatandaş katılımı açıklığın ve hesap verebilirliğin kurumsallaşması gibi dijital bürokrasi hedeflerinin gerçekleştirilmesinde önemli bir unsur olarak ele alınmaktadır. Bu araştırmanın temel amacı, ADV platformlarına vatandaş katılımını; dijital bürokrasinin dönüşümü bağlamında ve platform-kullanıcı etkileşimlerinin vatandaş boyutuna odaklanarak incelemektir. Uluslararası yazında dijital bürokrasi çalışmaları yeni gelişmektedir. ADV ve vatandaş katılımı üzerine araştırmalar bulunmakla birlikte, vatandaş odaklı bir perspektifte veri katılımını inceleyen çalışmalar sınırlıdır. Buna karşın ADV katılımını dijital bürokrasi dönüşümü çerçevesinde ele alan bir araştırma bulunmamaktadır. Çalışmada ADV platformlarının vatandaşlarla olan etkileşimi; amaçlara, rollere, belirleyici faktörlere ve sınırlılıklara odaklanarak analiz edilmiştir. Araştırmanın öne çıkan bulguları şu şekildedir: i) veriye dayalı katılım vatandaşların bürokratik süreçlerde; veriye ilişkin, yenilikçi ve dönüştürücü roller edinmesini sağlamaktadır; ii) ADV platformlarına katılımı etkileyen ve sınırlayan birçok sosyo-teknik faktör birbiri ile ilişkilidir; iii) davranışsal ve motivasyonel faktörler temel belirleyiciler arasında; iv) bireysel yetkinlikler, kurumların veri yönetişimine ve verinin sunumuna ilişkin sorunlar ise temel sınırlılıklar arasında öne çıkmaktadır.

  • Yazarlar : Ezgi SEÇKİNER BİNGÖL

    Sayfa No : 25-52

    Anahtar Kelimeler : D i j i t a l b ü r o k r a s i , D i j i t a l l e ş m e , A ç ı k V e r i , A ç ı k D e v l e t V e r i s i , V a t a n d a ş K a t ı l ı m ı

GÖRÜNTÜLE

Türkiye’de Kamu Yöneticilerinin Karar Alma Kısıtları: Ampirik Bulgular ve Politika Önerileri

Bu çalışma Türk kamu yönetiminde görev yapan yöneticilerin karar alma süreçlerini sınırlandıran yapısal kısıtları tespit etmeyi ve bu engellerin göreli önemini ampirik olarak incelemeyi amaçlamaktadır. Çalışmanın kavramsal çerçevesi uluslararası literatürde öne çıkan finansal kaynak yönetimi, beşeri sermaye gelişimi, siyasal ve çevresel dinamikler ile yönetsel ve idari kapasite olmak üzere dört temel alana dayanmaktadır. İlgili literatür, uzman görüşleri ve odak grup çalışmalarıyla geliştirilen 25 maddelik ölçek kolayda örnekleme yöntemiyle 300 kamu yöneticisine elektronik ortamda uygulanmış olup 198 geçerli anketle yüzde 66 yanıt oranına ulaşılmıştır. Verilerin istatistiksel analizine göre yöneticiler bütçe revizyonlarındaki gecikmeleri ve kaynak tahsisindeki belirsizlikleri öncelikli finansal kısıtlar olarak algılamaktadır. Liderlik kapasitesindeki eksiklikler ve uzman personel açığı kritik beşeri sermaye sorunları olarak öne çıkmaktadır. Siyasi müdahalelerin öngörülemezliği ile hukuki tutarsızlıklar başlıca siyasal ve çevresel engelleri oluştururken karar mekanizmalarındaki muğlaklıklar ve kurumlar arası koordinasyon zafiyetleri en önemli yönetsel ve idari kısıtlamalar şeklinde değerlendirilmektedir. Araştırma bulguları kamu yönetiminde karar alma pratiklerini daraltan kısıtları somutlaştırarak literatüre Türkiye bağlamında özgün bir katkı sunmakta ve politika yapıcılar için kanıta dayalı stratejik reform önerileri getirmektedir.

  • Yazarlar : Hakan UZUN Reha BAYANSAR

    Sayfa No : 53-82

    Anahtar Kelimeler : T ü r k K a m u Y ö n e t i m i , K a r a r A l m a , K a r a r A l m a K ı s ı t l a r ı , K a r a r A l m a M o d e l l e r i

GÖRÜNTÜLE

Merkezi-Yerel Dengeyi Yeniden Kurmak: Türkiye’de İdareler Arası Görev ve Gelir Bölüşümü Üzerine Kuramsal ve Karşılaştırmalı Bir İnceleme

Bu çalışma, mali federalizm ve fayda-vergileme ilkeleri çerçevesinde Türkiye’de idareler arası görev ve gelir bölüşümünü incelemektedir. Anayasal ve yasal düzenlemeler OECD ve Dünya Bankası modelleriyle karşılaştırmalı olarak değerlendirilmiş; dikey ve yatay mali dengesizlikler ile transfer tasarımının teşvik etkileri analiz edilmiştir. Bulgular, sistemin merkezi paylara yüksek bağımlılık taşıdığını, yerel mali kapasite farklılıklarının belirgin olduğunu ve transfer yapısının yerel mali davranışlar üzerinde belirleyici olabildiğini göstermektedir. Çalışma, görev–gelir uyumunun güçlendirilmesi, teşvik uyumlu ve formül-temelli eşitleme mekanizmalarının geliştirilmesi ile mali disiplinle uyumlu borçlanma çerçevesinin tasarlanması yönünde öneriler sunmaktadır. Türkiye’de sürdürülebilir bir mali denge için şeffaflık ve hesap verebilirliğe dayalı dengeli bir idareler arası mali mimarinin gerekliliği vurgulanmaktadır.

  • Yazarlar : Selin ERTÜRK ATABEY

    Sayfa No : 83-112

    Anahtar Kelimeler : M a l i f e d e r a l i z m , G ö r e v B ö l ü ş ü m ü , G e l i r B ö l ü ş ü m ü , M a l i E ş i t l e m e , T ü r k i y e

GÖRÜNTÜLE

Türk Hukuk Sisteminde Bir Reform Girişimi: “Antidemokratik Yasaları Tarama Komisyonu” ve Faaliyetleri

Bu çalışma, Demokrat Parti’nin 1950 sonrası Türk siyasal hayatında hukuk sistemini antidemokratik yasalardan arındırma girişimlerini ve bu doğrultuda 4 Haziran 1951 tarihinde kurulan Antidemokratik Yasaları Tarama Komisyonu’nun faaliyetlerini incelemektedir. Çalışmanın amacı, dönemin hukuk düzeni içerisinde siyasetçilerin, hukukçuların ve bürokratların hukuk, demokrasi, insan hakları ve anayasacılık kavramlarına ilişkin yaklaşımlarını analiz etmek ve bu çerçevede geliştirilen reform girişimlerinin somut sonuçlarını ortaya koymaktır. Nitel araştırma metodolojisi çerçevesinde tasarlanan araştırma, tarihsel-betimsel araştırma desenine dayanmaktadır. Veri seti; Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri, Türkiye Büyük Millet Meclisi Zabıt Cerideleri ve Resmî Gazete’de yer alan birincil belgelerin yanı sıra dönemin süreli yayınları ve literatürdeki tetkik eserlerin incelenmesiyle oluşturulmuştur. Literatürde, söz konusu döneme ilişkin demokrasi üzerine yapılan çok sayıda çalışma bulunmakla birlikte, Antidemokratik Yasaları Tarama Komisyonu ve faaliyetlerine odaklanan bir çalışmaya rastlanılmamıştır. Çalışmaya konu olan Antidemokratik Yasaları Tarama Komisyonu, DP’nin iktidara gelmesiyle 4 Haziran 1951 tarihinde kurulmuş ve çalışmalarına başlamış; konuya ilişkin esas ve usuller belirlendikten sonra 2 Şubat 1952 tarihinde raporunu tamamlayarak hükümete sunmuştur. Çalışmada, hükümetin Komisyon raporuna ilişkin gerçekleştirdiği hukuki düzenlemeler ele alınmış; böylece söz konusu rapor doğrultusunda somut adımların atılıp atılmadığı ortaya konulmaya çalışılmıştır. Bulgular, DP’nin muhalefet döneminde Cumhuriyet Halk Partisi’ne (CHP) karşı güçlü bir siyasal söylem olarak kullandığı “antidemokratik yasaların tasfiyesi” vaadinin iktidar döneminde kurumsal bir girişime dönüştüğünü göstermekle birlikte, DP hükümetinin raporda belirtilen öneriler doğrultusunda kapsamlı ve kararlı yasal düzenlemeler yapma konusunda çekimser kaldığını ortaya koymaktadır.

  • Yazarlar : Murat YILDIZ

    Sayfa No : 113-148

    Anahtar Kelimeler : H u k u k R e f o r m u , D e m o k r a t P a r t i , T ü r k H u k u k S i s t e m i , A n t i d e m o k r a t i k K a n u n l a r

GÖRÜNTÜLE